|
12.10.2004
Tarihli Resmi Gazete
Sayı: 25611
Türk Ceza
Kanunu
Kabul Tarihi:
26.9.2004
Kanun No:
5237
BİRİNCİ KİTAP
Genel
Hükümler
BİRİNCİ KISIM
Temel
İlkeler, Tanımlar ve Uygulama Alanı
BİRİNCİ BÖLÜM
Temel İlkeler ve
Tanımlar
Ceza
Kanununun amacı
MADDE 1. -
(1) Ceza Kanununun amacı; kişi hak ve özgürlüklerini, kamu
düzen ve güvenliğini, hukuk devletini, kamu sağlığını ve
çevreyi, toplum barışını korumak, suç işlenmesini önlemektir.
Kanunda, bu amacın gerçekleştirilmesi için ceza sorumluluğunun
temel esasları ile suçlar, ceza ve güvenlik tedbirlerinin
türleri düzenlenmiştir.
Suçta ve
cezada kanunîlik ilkesi
MADDE 2. -
(1) Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza
verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz. Kanunda yazılı
cezalardan ve güvenlik tedbirlerinden başka bir ceza ve
güvenlik tedbirine hükmolunamaz.
(2) İdarenin
düzenleyici işlemleriyle suç ve ceza konulamaz.
(3) Kanunların
suç ve ceza içeren hükümlerinin uygulanmasında kıyas
yapılamaz. Suç ve ceza içeren hükümler, kıyasa yol açacak
biçimde geniş yorumlanamaz.
Adalet ve
kanun önünde eşitlik ilkesi
MADDE 3. -
(1) Suç işleyen kişi hakkında işlenen fiilin ağırlığıyla
orantılı ceza ve güvenlik tedbirine hükmolunur.
(2) Ceza
Kanununun uygulamasında kişiler arasında ırk, dil, din,
mezhep, milliyet, renk, cinsiyet, siyasal veya diğer fikir
yahut düşünceleri, felsefi inanç, milli veya sosyal köken,
doğum, ekonomik ve diğer toplumsal konumları yönünden ayrım
yapılamaz ve hiçbir kimseye ayrıcalık tanınamaz.
Kanunun
bağlayıcılığı
MADDE
4. - (1) Ceza kanunlarını bilmemek mazeret sayılmaz.
(2) Ancak
sakınamayacağı bir hata nedeniyle kanunu bilmediği için meşru
sanarak bir suç işleyen kimse cezaen sorumlu olmaz.
Özel
kanunlarla ilişki
MADDE 5. -
(1) Bu Kanunun genel hükümleri, özel ceza kanunları ve ceza
içeren kanunlardaki suçlar hakkında da uygulanır.
Tanımlar
MADDE
6. - (1) Ceza kanunlarının uygulanmasında;
a) Vatandaş
deyiminden; fiili işlediği sırada Türk vatandaşı olan kişi,
b) Çocuk
deyiminden; henüz onsekiz yaşını doldurmamış kişi,
c) Kamu
görevlisi deyiminden; kamusal faaliyetin yürütülmesine atama
veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli,
süreli veya geçici olarak katılan kişi,
d) Yargı görevi
yapan deyiminden; yüksek mahkemeler ve adlî, idarî ve askerî
mahkemeler üye ve hakimleri ile Cumhuriyet savcısı ve
avukatlar,
e) Gece vakti
deyiminden; güneşin batmasından bir saat sonra başlayan ve
doğmasından bir saat evvele kadar devam eden zaman süresi,
f) Silah
deyiminden;
1. Ateşli
silahlar,
2. Patlayıcı
maddeler,
3. Saldırı ve
savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici
veya bereleyici alet,
4. Saldırı ve
savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı ve
savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler,
5. Yakıcı,
aşındırıcı, yaralayıcı, boğucu, zehirleyici, sürekli hastalığa
yol açıcı nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler,
g) Basın ve
yayın yolu ile deyiminden; her türlü yazılı, görsel, işitsel
ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınlar,
h) İtiyadi suçlu
deyiminden; kasıtlı bir suçun temel şeklini ya da daha ağır
veya daha az cezayı gerektiren nitelikli şekillerini bir yıl
içinde ve farklı zamanlarda ikiden fazla işleyen kişi,
i) Suçu meslek
edinen kişi deyiminden; kısmen de olsa geçimini suçtan elde
ettiği kazançla sağlamaya alışmış kişi,
j) Örgüt mensubu
suçlu deyiminden; bir suç örgütünü kuran, yöneten, örgüte
katılan veya örgüt adına diğerleriyle birlikte veya tek başına
suç işleyen kişi,
Anlaşılır.
İKİNCİ BÖLÜM
Kanunun Uygulama
Alanı
Zaman
bakımından uygulama
MADDE 7. -
(1) İşlendiği zaman yürürlükte bulunan kanuna göre suç
sayılmayan bir fiilden dolayı kimseye ceza verilemez ve
güvenlik tedbiri uygulanamaz. İşlendikten sonra yürürlüğe
giren kanuna göre suç sayılmayan bir fiilden dolayı da kimse
cezalandırılamaz ve hakkında güvenlik tedbiri uygulanamaz.
Böyle bir ceza veya güvenlik tedbiri hükmolunmuşsa infazı ve
kanuni neticeleri kendiliğinden kalkar.
(2) Suçun
işlendiği zaman yürürlükte bulunan kanun ile sonradan
yürürlüğe giren kanunların hükümleri farklı ise, failin lehine
olan kanun uygulanır ve infaz olunur.
(3) Güvenlik
tedbirleri hakkında, infaz rejimi yönünden hüküm zamanında
yürürlükte bulunan kanun uygulanır.
(4) Geçici veya
süreli kanunların, yürürlükte bulundukları süre içinde
işlenmiş olan suçlar hakkında uygulanmasına devam edilir.
Yer
bakımından uygulama
MADDE 8. -
(1) Türkiye'de işlenen suçlar hakkında Türk kanunları
uygulanır. Fiilin kısmen veya tamamen Türkiye'de işlenmesi
veya neticenin Türkiye'de gerçekleşmesi halinde suç,
Türkiye'de işlenmiş sayılır.
(2) Suç;
a) Türk kara ve
hava sahaları ile Türk karasularında,
b) Açık denizde
ve bunun üzerindeki hava sahasında, Türk deniz ve hava
araçlarında veya bu araçlarla,
c) Türk deniz ve
hava savaş araçlarında veya bu araçlarla,
d) Türkiye'nin
kıt'a sahanlığında veya münhasır ekonomik bölgesinde tesis
edilmiş sabit platformlarda veya bunlara karşı,
İşlendiğinde
Türkiye'de işlenmiş sayılır.
Yabancı
ülkede hüküm verilmesi
MADDE 9. -
(1) Türkiye'de işlediği suçtan dolayı yabancı ülkede hakkında
hüküm verilmiş olan kimse, Türkiye'de yeniden yargılanır.
Görev suçları
MADDE
10. - (1) Yabancı ülkede Türkiye namına memuriyet veya
görev üstlenmiş olup da bundan dolayı bir suç işleyen kimse,
bu fiile ilişkin olarak yabancı ülkede hakkında mahkûmiyet
hükmü verilmiş bulunsa bile, Türkiye'de yeniden yargılanır.
Vatandaş
tarafından işlenen suç
MADDE 11. -
(1) Bir Türk vatandaşı, 13 üncü maddede yazılı suçlar dışında,
Türk kanunlarına göre aşağı sınırı bir yıldan az olmayan hapis
cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede işlediği ve
kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde, bu suçtan dolayı
yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması ve Türkiye'de
kovuşturulabilirliğin bulunması koşulu ile Türk kanunlarına
göre cezalandırılır.
(2) Suç, aşağı
sınırı bir yıldan az hapis cezasını gerektirdiğinde yargılama
yapılması zarar görenin veya yabancı hükûmetin şikayetine
bağlıdır. Bu durumda şikayet, vatandaşın Türkiye'ye girdiği
tarihten itibaren altı ay içinde yapılmalıdır.
Yabancı
tarafından işlenen suç
MADDE
12. - (1) Bir yabancı, 13 üncü maddede yazılı suçlar
dışında, Türk kanunlarına göre aşağı sınırı en az bir yıl
hapis cezasını gerektiren bir suçu yabancı ülkede Türkiye'nin
zararına işlediği ve kendisi Türkiye'de bulunduğu takdirde,
Türk kanunlarına göre cezalandırılır. Yargılama yapılması
Adalet Bakanının istemine bağlıdır.
(2) Yukarıdaki
fıkrada belirtilen suçun bir Türk vatandaşının veya Türk
kanunlarına göre kurulmuş özel hukuk tüzel kişisinin zararına
işlenmesi ve failin Türkiye'de bulunması halinde, bu suçtan
dolayı yabancı ülkede hüküm verilmemiş olması koşulu ile
suçtan zarar görenin şikayeti üzerine fail, Türk kanunlarına
göre cezalandırılır.
(3) Mağdur
yabancı ise, aşağıdaki koşulların varlığı halinde fail, Adalet
Bakanının istemi ile yargılanır:
a) Suçun, Türk
kanunlarına göre aşağı sınırı üç yıldan az olmayan hapis
cezasını gerektirmesi.
b) Suçluların
geri verilmesi anlaşmasının bulunmaması veya geri verilme
isteminin suçun işlendiği ülkenin veya failin uyruğunda
bulunduğu devletin hükûmeti tarafından kabul edilmemiş olması.
(4) Birinci
fıkra kapsamına giren suçtan dolayı yabancı mahkemece mahkûm
edilen veya herhangi bir nedenle davası veya cezası düşen veya
beraat eden yahut suçu kovuşturulabilir olmaktan çıkan yabancı
hakkında Adalet Bakanının istemi üzerine Türkiye'de yeniden
yargılama yapılır.
Diğer suçlar
MADDE 13. -
(1) Aşağıdaki suçların, vatandaş veya yabancı tarafından,
yabancı ülkede işlenmesi halinde, Türk kanunları uygulanır:
a) İkinci Kitap,
Birinci Kısım altında yer alan suçlar.
b) İkinci Kitap,
Dördüncü Kısım altındaki Üçüncü, Dördüncü, Beşinci, Altıncı,
Yedinci ve Sekizinci Bölümlerde yer alan suçlar.
c) İşkence
(madde 94, 95).
d) Çevrenin
kasten kirletilmesi (madde 181).
e) Uyuşturucu
veya uyarıcı madde imal ve ticareti (madde 188), uyuşturucu
veya uyarıcı madde kullanılmasını kolaylaştırma (madde 190).
f) Parada
sahtecilik (madde 197), para ve kıymetli damgaları imale
yarayan araçların üretimi ve ticareti (madde 200), mühürde
sahtecilik (madde 202).
g) Fuhuş (madde
227).
h) Rüşvet (madde
252).
i) Deniz,
demiryolu veya havayolu ulaşım araçlarının kaçırılması veya
alıkonulması (madde 223, fıkra 2, 3) ya da bu araçlara karşı
işlenen zarar verme (madde 152) suçları.
(2) Birinci
fıkranın (a) ve (b) bentlerinde yazılı suçlar dolayısıyla
yabancı bir ülkede mahkûmiyet veya beraat kararı verilmiş olsa
bile, Adalet Bakanının talebi üzerine Türkiye'de yargılama
yapılır.
Seçimlik
cezalarda soruşturma
MADDE 14. -
(1) 11 ve 12 nci maddelerde belirtilen hallerde, soruşturma
konusu suçun yer aldığı kanun maddesinde hapis cezası ile adli
para cezasından birinin uygulanması seçimlik sayılmış ise
soruşturma veya kovuşturma açılmaz.
Soruşturma
koşulu olan cezanın hesaplanması
MADDE 15. -
(1) Miktarının soruşturma koşulu oluşturduğu hallerde
ceza, soruşturma evresinde ileri sürülen kanuni ağırlaştırıcı
nedenlerin aşağı sınırı ve kanuni hafifletici nedenlerin
yukarı sınırı göz önünde bulundurularak hesaplanır.
Cezadan
mahsup
MADDE 16. - (1) Nerede işlenmiş olursa olsun bir
suçtan dolayı, yabancı ülkede gözaltında, gözlem altında,
tutuklulukta veya hükümlülükte geçen süre, aynı suçtan dolayı
Türkiye'de verilecek cezadan mahsup edilir.
Hak
yoksunlukları
MADDE 17. -
(1) Yukarıdaki maddelerde açıklanan hallerde mahkeme, yabancı
mahkemelerden verilen ve Türk hukuk düzenine aykırı düşmeyen
hükmün, Türk kanunlarına göre bir haktan yoksunluğu
gerektirmesi halinde, Cumhuriyet savcısının istemi üzerine
Türk kanunlarındaki sonuçlarının geçerli olmasına karar verir.
Geri verme
MADDE 18. - (1) Yabancı bir ülkede işlenen veya
işlendiği iddia edilen bir suç nedeniyle hakkında ceza
kovuşturması başlatılan veya mahkûmiyet kararı verilmiş olan
bir yabancı, talep üzerine, kovuşturmanın yapılabilmesi veya
hükmedilen cezanın infazı amacıyla geri verilebilir. Ancak,
geri verme talebine esas teşkil eden fiil;
a) Türk
kanunlarına göre suç değilse,
b) Düşünce suçu
veya siyasi ya da askerî suç niteliğinde ise,
c) Türkiye
Devletinin güvenliğine karşı, Türkiye Devletinin veya bir Türk
vatandaşının ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş bir tüzel
kişinin zararına işlenmişse,
d) Türkiye'nin
yargılama yetkisine giren bir suç ise,
e) Zamanaşımına
veya affa uğramış ise,
Geri verme
talebi kabul edilmez.
(2) Uluslararası
Ceza Divanına taraf olmanın gerektirdiği yükümlülükler hariç
olmak üzere, vatandaş suç sebebiyle yabancı bir ülkeye
verilemez.
(3) Kişinin,
talep eden devlete geri verilmesi halinde ırkı, dini,
vatandaşlığı, belli bir sosyal gruba mensubiyeti veya siyasi
görüşleri nedeniyle kovuşturulacağına veya cezalandırılacağına
ya da işkence ve kötü muameleye maruz kalacağına dair kuvvetli
şüphe sebepleri varsa, talep kabul edilmez.
(4) Kişinin
bulunduğu yer ağır ceza mahkemesi, geri verme talebi hakkında
bu madde ve Türkiye'nin taraf olduğu ilgili uluslararası
sözleşme hükümlerine göre karar verir. Bu karara karşı temyiz
yoluna başvurulabilir.
(5) Mahkeme geri
verme talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verirse, bu
kararın yerine getirilip getirilmemesi Bakanlar Kurulunun
takdirine bağlıdır.
(6) Geri
verilmesi istenen kişi hakkında koruma tedbirlerine
başvurulmasına, Türkiye'nin taraf olduğu ilgili uluslararası
sözleşme hükümlerine göre karar verilebilir.
(7) Geri verme
talebinin kabul edilebilir olduğuna karar verilmesi halinde,
ayrıca Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu hükümlerine göre
tutuklama kararı verilebilir veya diğer koruma tedbirlerine
başvurulabilir.
(8) Geri verme
halinde, kişi ancak geri verme kararına dayanak teşkil eden
suçlardan dolayı yargılanabilir veya mahkûm olduğu ceza infaz
edilebilir.
Yabancı
kanunun göz önünde bulundurulması
MADDE 19. -
(1) Türkiye'nin egemenlik alanı dışında işlenen suçlar
dolayısıyla Türkiye'de yargılama yapılırken, Türk kanununa
göre verilecek olan ceza, suçun işlendiği ülke kanununda
öngörülen cezanın üst sınırından fazla olamaz.
(2) Ancak suçun;
a) Türkiye'nin
güvenliğine karşı veya zararına olarak,
b) Türk
vatandaşına karşı ya da Türk kanunlarına göre kurulmuş özel
hukuk tüzel kişisi zararına olarak,
İşlenmesi
durumunda, yukarıdaki fıkra hükmü uygulanmaz.
İKİNCİ KISIM
Ceza
Sorumluluğunun Esasları
BİRİNCİ BÖLÜM
Ceza
Sorumluluğunun Şahsiliği, Kast ve Taksir
Ceza
sorumluluğunun şahsiliği
MADDE 20. -
(1) Ceza sorumluluğu şahsidir. Kimse başkasının fiilinden
dolayı sorumlu tutulamaz.
(2) Tüzel
kişiler hakkında ceza yaptırımı uygulanamaz. Ancak, suç
dolayısıyla kanunda öngörülen güvenlik tedbiri niteliğindeki
yaptırımlar saklıdır.
Kast
MADDE 21. -
(1) Suçun oluşması kastın varlığına bağlıdır. Kast, suçun
kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek
gerçekleştirilmesidir.
(2) Kişinin,
suçun kanuni tanımındaki unsurların gerçekleşebileceğini
öngörmesine rağmen, fiili işlemesi halinde olası kast vardır.
Bu halde, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren
suçlarda müebbet hapis cezasına, müebbet hapis cezasını
gerektiren suçlarda yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar hapis
cezasına hükmolunur; diğer suçlarda ise temel ceza üçte birden
yarısına kadar indirilir.
Taksir
MADDE 22. -
(1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği
hallerde cezalandırılır.
(2) Taksir,
dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir
davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi
öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.
(3) Kişinin
öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana
gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça
ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
(4) Taksirle
işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre
belirlenir.
(5) Birden fazla
kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan
dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı
belirlenir.
(6) Taksirli
hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel
ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini
gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza
verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan
altıda bire kadar indirilebilir.
Netice
sebebiyle ağırlaşmış suç
MADDE 23. -
(1) Bir fiilin, kastedilenden daha ağır veya başka bir
neticenin oluşumuna sebebiyet vermesi halinde, kişinin bundan
dolayı sorumlu tutulabilmesi için bu netice bakımından en
azından taksirle hareket etmesi gerekir.
İKİNCİ BÖLÜM
Ceza
Sorumluluğunu Kaldıran veya Azaltan Nedenler
Kanunun hükmü
ve amirin emri
MADDE 24. -
(1) Kanunun hükmünü yerine getiren kimseye ceza verilmez.
(2) Yetkili bir
merciden verilip, yerine getirilmesi görev gereği zorunlu olan
bir emri uygulayan sorumlu olmaz.
(3) Konusu suç
teşkil eden emir hiçbir surette yerine getirilemez. Aksi
takdirde yerine getiren ile emri veren sorumlu olur.
(4) Emrin,
hukuka uygunluğunun denetlenmesinin kanun tarafından
engellendiği hallerde, yerine getirilmesinden emri veren
sorumlu olur.
Meşru savunma
ve zorunluluk hali
MADDE 25. -
(1) Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş,
gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız
bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile
orantılı biçimde defetmek zorunluluğu ile işlenen fiillerden
dolayı faile ceza verilmez.
(2) Gerek
kendisine gerek başkasına ait bir hakka yönelik olup, bilerek
neden olmadığı ve başka suretle korunmak olanağı bulunmayan
ağır ve muhakkak bir tehlikeden kurtulmak veya başkasını
kurtarmak zorunluluğu ile ve tehlikenin ağırlığı ile konu ve
kullanılan vasıta arasında orantı bulunmak koşulu ile işlenen
fiillerden dolayı faile ceza verilmez.
Hakkın
kullanılması ve ilgilinin rızası
MADDE 26. -
(1) Hakkını kullanan kimseye ceza verilmez.
(2) Kişinin
üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakkına
ilişkin olmak üzere, açıkladığı rızası çerçevesinde işlenen
fiilden dolayı kimseye ceza verilmez.
Sınırın
aşılması
MADDE
27. - (1) Ceza sorumluluğunu kaldıran nedenlerde sınırın
kast olmaksızın aşılması halinde, fiil taksirle işlendiğinde
de cezalandırılıyorsa, taksirli suç için kanunda yazılı
cezanın altıda birinden üçte birine kadarı indirilerek
hükmolunur.
(2) Meşru
savunmada sınırın aşılması mazur görülebilecek bir heyecan,
korku veya telaştan ileri gelmiş ise faile ceza verilmez.
Cebir ve
şiddet, korkutma ve tehdit
MADDE 28. -
(1) Karşı koyamayacağı veya kurtulamayacağı cebir ve şiddet
veya muhakkak ve ağır bir korkutma veya tehdit sonucu suç
işleyen kimseye ceza verilmez. Bu gibi hallerde cebir ve
şiddet, korkutma ve tehdidi kullanan kişi suçun faili sayılır.
Haksız tahrik
MADDE 29. -
(1) Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli
elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası yerine onsekiz yıldan yirmidört yıla ve
müebbet hapis cezası yerine oniki yıldan onsekiz yıla kadar
hapis cezası verilir. Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte
birinden dörtte üçüne kadarı indirilir.
Hata
MADDE 30. -
(1) Fiilin icrası sırasında suçun kanuni tanımındaki maddi
unsurları bilmeyen bir kimse, kasten hareket etmiş olmaz. Bu
hata dolayısıyla taksirli sorumluluk hali saklıdır.
(2) Bir suçun
daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin
gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından
yararlanır.
(3) Ceza
sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlere ait koşulların
gerçekleştiği hususunda kaçınılmaz bir hataya düşen kişi, bu
hatasından yararlanır.
Yaş küçüklüğü
MADDE 31. -
(1) Fiili işlediği sırada oniki yaşını doldurmamış olan
çocukların ceza sorumluluğu yoktur. Bu kişiler hakkında, ceza
kovuşturması yapılamaz; ancak, çocuklara özgü güvenlik
tedbirleri uygulanabilir.
(2) Fiili
işlediği sırada oniki yaşını doldurmuş olup da onbeş yaşını
doldurmamış olanların işlediği fiilin hukuki anlam ve
sonuçlarını algılayamaması veya davranışlarını yönlendirme
yeteneğinin yeterince gelişmemiş olması halinde ceza
sorumluluğu yoktur. Ancak bu kişiler hakkında çocuklara özgü
güvenlik tedbirlerine hükmolunur. İşlediği fiili algılama ve
bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin
varlığı halinde, bu kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan
oniki yıla; müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde yedi
yıldan dokuz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer
cezaların üçte ikisi indirilir ve bu halde her fiil için
verilecek hapis cezası altı yıldan fazla olamaz.
(3) Fiili
işlediği sırada onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını
doldurmamış olan kişiler hakkında suç, ağırlaştırılmış müebbet
hapis cezasını gerektirdiği takdirde ondört yıldan yirmi yıla;
müebbet hapis cezasını gerektirdiği takdirde dokuz yıldan
oniki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur. Diğer cezaların
yarısı indirilir ve bu halde her fiil için verilecek hapis
cezası sekiz yıldan fazla olamaz.
Akıl
hastalığı
MADDE 32. -
(1) Akıl hastalığı nedeniyle, işlediği fiilin hukuki anlam ve
sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak
davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış
olan kişiye ceza verilmez. Ancak, bu kişiler hakkında güvenlik
tedbirine hükmolunur.
(2) Birinci
fıkrada yazılı derecede olmamakla birlikte işlediği fiille
ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneği azalmış olan
kişiye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmibeş
yıl, müebbet hapis cezası yerine yirmi yıl hapis cezası
verilir. Diğer hallerde verilecek ceza, altıda birden fazla
olmamak üzere indirilebilir. Mahkûm olunan ceza, süresi aynı
olmak koşuluyla, kısmen veya tamamen, akıl hastalarına özgü
güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
Sağır ve
dilsizlik
MADDE 33. -
(1) Bu Kanunun, fiili işlediği sırada oniki yaşını
doldurmamış olan çocuklara ilişkin hükümleri, onbeş yaşını
doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; oniki yaşını
doldurmuş olup da onbeş yaşını doldurmamış olanlara ilişkin
hükümleri, onbeş yaşını doldurmuş olup da onsekiz yaşını
doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında; onbeş yaşını
doldurmuş olup da onsekiz yaşını doldurmamış olanlara ilişkin
hükümleri, onsekiz yaşını doldurmuş olup da yirmibir yaşını
doldurmamış olan sağır ve dilsizler hakkında da uygulanır.
Geçici
nedenler, alkol veya uyuşturucu madde etkisinde olma
MADDE
34. - (1) Geçici bir nedenle ya da irade dışı alınan alkol
veya uyuşturucu madde etkisiyle, işlediği fiilin hukuki anlam
ve sonuçlarını algılayamayan veya bu fiille ilgili olarak
davranışlarını yönlendirme yeteneği önemli derecede azalmış
olan kişiye ceza verilmez.
(2) İradi olarak
alınan alkol veya uyuşturucu madde etkisinde suç işleyen kişi
hakkında birinci fıkra hükmü uygulanmaz.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Suça Teşebbüs
Suça teşebbüs
MADDE 35. -
(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli
hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde
olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu
tutulur.
(2) Suça
teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin
ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine
onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine
dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
Diğer hallerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne
kadarı indirilir.
Gönüllü
vazgeçme
MADDE 36. -
(1) Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya
kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin
gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz;
fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde,
sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
Suça İştirak
Faillik
MADDE 37. -
(1) Suçun kanuni tanımında yer alan fiili birlikte
gerçekleştiren kişilerden her biri, fail olarak sorumlu olur.
(2) Suçun
işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi de fail
olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayanları suçun
işlenmesinde araç olarak kullanan kişinin cezası, üçte birden
yarısına kadar artırılır.
Azmettirme
MADDE 38. -
(1) Başkasını suç işlemeye azmettiren kişi, işlenen suçun
cezası ile cezalandırılır.
(2) Üstsoy ve
altsoy ilişkisinden doğan nüfuz kullanılmak suretiyle suça
azmettirme halinde, azmettirenin cezası üçte birden yarısına
kadar artırılır. Çocukların suça azmettirilmesi halinde, bu
fıkra hükmüne göre cezanın artırılabilmesi için üstsoy ve
altsoy ilişkisinin varlığı aranmaz.
(3) Azmettirenin
belli olmaması halinde, kim olduğunun ortaya çıkmasını
sağlayan fail veya diğer suç ortağı hakkında ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar,
müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar
hapis cezasına hükmolunabilir. Diğer hallerde verilecek
cezada, üçte bir oranında indirim yapılabilir.
Yardım etme
MADDE 39. -
(1) Suçun işlenmesine yardım eden kişiye, işlenen suçun
ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektirmesi halinde,
onbeş yıldan yirmi yıla; müebbet hapis cezasını gerektirmesi
halinde, on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası verilir.
Diğer hallerde cezanın yarısı indirilir. Ancak, bu durumda
verilecek ceza sekiz yılı geçemez.
(2) Aşağıdaki
hallerde kişi işlenen suçtan dolayı yardım eden sıfatıyla
sorumlu olur:
a) Suç işlemeye
teşvik etmek veya suç işleme kararını kuvvetlendirmek veya
fiilin işlenmesinden sonra yardımda bulunacağını vaat etmek.
b) Suçun nasıl
işleneceği hususunda yol göstermek veya fiilin işlenmesinde
kullanılan araçları sağlamak.
c) Suçun
işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında yardımda bulunarak
icrasını kolaylaştırmak.
Bağlılık
kuralı
MADDE 40. -
(1) Suça iştirak için kasten ve hukuka aykırı işlenmiş bir
fiilin varlığı yeterlidir. Suçun işlenişine iştirak eden her
kişi, diğerinin cezalandırılmasını önleyen kişisel nedenler
göz önünde bulundurulmaksızın kendi kusurlu fiiline göre
cezalandırılır.
(2) Özgü
suçlarda, ancak özel faillik niteliğini taşıyan kişi fail
olabilir. Bu suçların işlenişine iştirak eden diğer kişiler
ise azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur.
(3) Suça
iştirakten dolayı sorumlu tutulabilmek için ilgili suçun en
azından teşebbüs aşamasına varmış olması gerekir.
İştirak
hâlinde işlenen suçlarda gönüllü vazgeçme
MADDE 41. -
(1) İştirak halinde işlenen suçlarda, sadece gönüllü vazgeçen
suç ortağı, gönüllü vazgeçme hükümlerinden yararlanır.
(2) Suçun;
a) Gönüllü
vazgeçenin gösterdiği gayreti dışında başka bir sebeple
işlenmemiş olması,
b) Gönüllü
vazgeçenin bütün gayretine rağmen işlenmiş olması,
Hallerinde de
gönüllü vazgeçme hükümleri uygulanır.
BEŞİNCİ BÖLÜM
Suçların İçtimaı
Bileşik suç
MADDE 42. -
(1) Biri diğerinin unsurunu veya ağırlaştırıcı nedenini
oluşturması dolayısıyla tek fiil sayılan suça bileşik suç
denir. Bu tür suçlarda içtima hükümleri uygulanmaz.
Zincirleme
suç
MADDE 43. -
(1) Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik
zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi
durumunda, bir cezaya hükmedilir. Ancak bu ceza, dörtte
birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Bir suçun temel şekli
ile daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli
şekilleri, aynı suç sayılır.
(2) Aynı suçun
birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi durumunda
da, birinci fıkra hükmü uygulanır.
(3) Kasten
öldürme, kasten yaralama, işkence, cinsel saldırı, çocukların
cinsel istismarı ve yağma suçlarında bu madde hükümleri
uygulanmaz.
Fikri içtima
MADDE 44. -
(1) İşlediği bir fiil ile birden fazla farklı suçun
oluşmasına sebebiyet veren kişi, bunlardan en ağır cezayı
gerektiren suçtan dolayı cezalandırılır.
ÜÇÜNCÜ KISIM
Yaptırımlar
BİRİNCİ BÖLÜM
Cezalar
Cezalar
MADDE 45. -
(1) Suç karşılığında uygulanan yaptırım olarak cezalar, hapis
ve adlî para cezalarıdır.
Hapis
cezaları
MADDE
46. - (1) Hapis cezaları şunlardır:
a)
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası.
b) Müebbet hapis
cezası.
c) Süreli hapis
cezası.
Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası
MADDE 47. -
(1) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası hükümlünün hayatı
boyunca devam eder, kanun ve tüzükte belirtilen sıkı güvenlik
rejimine göre çektirilir.
Müebbet hapis
cezası
MADDE
48. - (1) Müebbet hapis cezası, hükümlünün hayatı boyunca
devam eder.
Süreli hapis
cezası
MADDE
49. - (1) Süreli hapis cezası, kanunda aksi belirtilmeyen
hallerde bir aydan az, yirmi yıldan fazla olamaz.
(2) Hükmedilen
bir yıl veya daha az süreli hapis cezası, kısa süreli hapis
cezasıdır.
Kısa süreli
hapis cezasına seçenek yaptırımlar
MADDE
50. - (1) Kısa süreli hapis cezası, suçlunun kişiliğine,
sosyal ve ekonomik durumuna, yargılama sürecinde duyduğu
pişmanlığa ve suçun işlenmesindeki özelliklere göre;
a) Adlî para
cezasına,
b) Mağdurun veya
kamunun uğradığı zararın aynen iade, suçtan önceki hale
getirme veya tazmin suretiyle, tamamen giderilmesine,
c) En az iki yıl
süreyle, bir meslek veya sanat edinmeyi sağlamak amacıyla,
gerektiğinde barınma imkanı da bulunan bir eğitim kurumuna
devam etmeye,
d) Mahkûm olunan
cezanın yarısından bir katına kadar süreyle, belirli yerlere
gitmekten veya belirli etkinlikleri yapmaktan yasaklanmaya,
e) Sağladığı hak
ve yetkiler kötüye kullanılmak suretiyle veya gerektirdiği
dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak suç işlenmiş
olması durumunda; mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına
kadar süreyle, ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri
alınmasına, belli bir meslek ve sanatı yapmaktan yasaklanmaya,
f) Mahkûm olunan
cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ve gönüllü olmak
koşuluyla kamuya yararlı bir işte çalıştırılmaya,
Çevrilebilir.
(2) Suç
tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak
öngörüldüğü hallerde, hapis cezasına hükmedilmişse; bu ceza
artık adlî para cezasına çevrilmez.
(3) Daha önce
hapis cezasına mahkûm edilmemiş olmak koşuluyla, mahkûm olunan
otuz gün ve daha az süreli hapis cezası ile fiili işlediği
tarihte onsekiz yaşını doldurmamış veya altmışbeş yaşını
bitirmiş bulunanların mahkûm edildiği bir yıl veya daha az
süreli hapis cezası, birinci fıkrada yazılı seçenek
yaptırımlardan birine çevrilir.
(4) Taksirli
suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa;
bu ceza, diğer koşulların varlığı halinde, birinci fıkranın
(a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu
hüküm, bilinçli taksir halinde uygulanmaz.
(5) Uygulamada
asıl mahkûmiyet, bu madde hükümlerine göre çevrilen adlî para
cezası veya tedbirdir.
(6) Hüküm
kesinleştikten sonra Cumhuriyet savcılığınca yapılan tebligata
rağmen otuz gün içinde seçenek yaptırımın gereklerinin yerine
getirilmesine başlanmaması veya başlanıp da devam edilmemesi
halinde, hükmü veren mahkeme kısa süreli hapis cezasının
tamamen veya kısmen infazına karar verir ve bu karar derhal
infaz edilir. Bu durumda, beşinci fıkra hükmü uygulanmaz.
(7) Hükmedilen
seçenek tedbirin hükümlünün elinde olmayan nedenlerle yerine
getirilememesi durumunda, hükmü veren mahkemece tedbir
değiştirilir.
Hapis
cezasının ertelenmesi
MADDE 51. -
(1) İşlediği suçtan dolayı iki yıl veya daha az süreyle
hapis cezasına mahkûm edilen kişinin cezası ertelenebilir. Bu
sürenin üst sınırı, fiili işlediği sırada onsekiz yaşını
doldurmamış veya altmışbeş yaşını bitirmiş olan kişiler
bakımından üç yıldır. Ancak, erteleme kararının verilebilmesi
için kişinin;
a) Daha önce
kasıtlı bir suçtan dolayı üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm
edilmemiş olması,
b) Suçu
işledikten sonra yargılama sürecinde gösterdiği pişmanlık
dolayısıyla tekrar suç işlemeyeceği konusunda mahkemede bir
kanaatin oluşması,
Gerekir.
(2) Cezanın
ertelenmesi, mağdurun veya kamunun uğradığı zararın aynen
iade, suçtan önceki hale getirme veya tazmin suretiyle tamamen
giderilmesi koşuluna bağlı tutulabilir. Bu durumda, koşul
gerçekleşinceye kadar cezanın infaz kurumunda çektirilmesine
devam edilir. Koşulun yerine getirilmesi halinde, hakim
kararıyla hükümlü infaz kurumundan derhal salıverilir.
(3) Cezası
ertelenen hükümlü hakkında, bir yıldan az, üç yıldan fazla
olmamak üzere, bir denetim süresi belirlenir. Bu sürenin alt
sınırı, mahkûm olunan ceza süresinden az olamaz.
(4) Denetim
süresi içinde;
a) Bir meslek
veya sanat sahibi olmayan hükümlünün, bu amaçla bir eğitim
programına devam etmesine,
b) Bir meslek
veya sanat sahibi hükümlünün, bir kamu kurumunda veya özel
olarak aynı meslek veya sanatı icra eden bir başkasının
gözetimi altında ücret karşılığında çalıştırılmasına,
c) Onsekiz
yaşından küçük olan hükümlülerin, bir meslek veya sanat
edinmelerini sağlamak amacıyla, gerektiğinde barınma imkanı da
bulunan bir eğitim kurumuna devam etmesine,
Mahkemece karar
verilebilir.
(5) Mahkeme,
denetim süresi içinde hükümlüye rehberlik edecek bir uzman
kişiyi görevlendirebilir. Bu kişi, kötü alışkanlıklardan
kurtulmasını ve sorumluluk bilinciyle iyi bir hayat sürmesini
temin hususunda hükümlüye öğütte bulunur; eğitim gördüğü kurum
yetkilileri veya nezdinde çalıştığı kişilerle görüşerek,
istişarelerde bulunur; hükümlünün davranışları, sosyal uyumu
ve sorumluluk bilincindeki gelişme hakkında üçer aylık
sürelerle rapor düzenleyerek hakime verir.
(6) Mahkeme,
hükümlünün kişiliğini ve sosyal durumunu göz önünde
bulundurarak, denetim süresinin herhangi bir yükümlülük
belirlemeden veya uzman kişi görevlendirmeden geçirilmesine de
karar verebilir.
(7) Hükümlünün
denetim süresi içinde kasıtlı bir suç işlemesi veya kendisine
yüklenen yükümlülüklere, hakimin uyarısına rağmen, uymamakta
ısrar etmesi halinde; ertelenen cezanın kısmen veya tamamen
infaz kurumunda çektirilmesine karar verilir.
(8) Denetim
süresi yükümlülüklere uygun veya iyi halli olarak geçirildiği
takdirde, ceza infaz edilmiş sayılır.
Adlî para
cezası
MADDE 52. -
(1) Adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm
bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere
belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir
edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın
hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.
(2) En az yirmi
ve en fazla yüz Türk Lirası olan bir gün karşılığı adlî para
cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz
önünde bulundurularak takdir edilir.
(3) Kararda,
adlî para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı
ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı
gösterilir.
(4) Hakim,
ekonomik ve şahsi hallerini göz önünde bulundurarak, kişiye
adlî para cezasını ödemesi için hükmün kesinleşme tarihinden
itibaren bir yıldan fazla olmamak üzere mehil verebileceği
gibi, bu cezanın belirli taksitler halinde ödenmesine de karar
verebilir. Taksit süresi iki yılı geçemez ve taksit miktarı
dörtten az olamaz. Kararda, taksitlerden birinin zamanında
ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil
edileceği ve ödenmeyen adlî para cezasının hapse çevrileceği
belirtilir.
İKİNCİ BÖLÜM
Güvenlik
Tedbirleri
Belli hakları
kullanmaktan yoksun bırakılma
MADDE 53. -
(1) Kişi, kasten işlemiş olduğu suçtan dolayı hapis cezasına
mahkûmiyetin kanuni sonucu olarak;
a) Sürekli,
süreli veya geçici bir kamu görevinin üstlenilmesinden; bu
kapsamda, Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeliğinden veya
Devlet, il, belediye, köy veya bunların denetim ve gözetimi
altında bulunan kurum ve kuruluşlarca verilen, atamaya veya
seçime tabi bütün memuriyet ve hizmetlerde istihdam
edilmekten,
b) Seçme ve
seçilme ehliyetinden ve diğer siyasi hakları kullanmaktan,
c) Velayet
hakkından; vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette
bulunmaktan,
d) Vakıf,
dernek, sendika, şirket, kooperatif ve siyasi parti tüzel
kişiliklerinin yöneticisi veya denetçisi olmaktan,
e) Bir kamu
kurumunun veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşunun
iznine tabi bir meslek veya sanatı, kendi sorumluluğu altında
serbest meslek erbabı veya tacir olarak icra etmekten,
Yoksun
bırakılır.
(2) Kişi,
işlemiş bulunduğu suç dolayısıyla mahkûm olduğu hapis
cezasının infazı tamamlanıncaya kadar bu hakları kullanamaz.
(3) Mahkûm
olduğu hapis cezası ertelenen veya koşullu salıverilen
hükümlünün kendi altsoyu üzerindeki velayet, vesayet ve
kayyımlık yetkileri açısından yukarıdaki fıkralar hükümleri
uygulanmaz. Mahkûm olduğu hapis cezası ertelenen hükümlü
hakkında birinci fıkranın (e) bendinde söz konusu edilen hak
yoksunluğunun uygulanmamasına karar verilebilir.
(4) Kısa süreli
hapis cezası ertelenmiş veya fiili işlediği sırada onsekiz
yaşını doldurmamış olan kişiler hakkında birinci fıkra hükmü
uygulanmaz.
(5) Birinci
fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması
suretiyle işlenen suçlar dolayısıyla hapis cezasına mahkûmiyet
halinde, ayrıca, cezanın infazından sonra işlemek üzere,
hükmolunan cezanın yarısından bir katına kadar bu hak ve
yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilir. Bu hak
ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen
suçlar dolayısıyla sadece adlî para cezasına mahkûmiyet
halinde, hükümde belirtilen gün sayısının yarısından bir
katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına
karar verilir. Hükmün kesinleşmesiyle icraya konan yasaklama
ile ilgili süre, adlî para cezasının tamamen infazından
itibaren işlemeye başlar.
(6) Belli bir
meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat
ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli
suçtan mahkûmiyet halinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla
olmamak üzere, bu meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına
ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir.
Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer
ve süre, cezanın tümüyle infazından itibaren işlemeye başlar.
Eşya
müsaderesi
MADDE 54. -
(1) İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı
bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine
tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine
hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan
eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından
tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.
(2) Birinci
fıkra kapsamına giren eşyanın, ortadan kaldırılması, elden
çıkarılması, tüketilmesi veya müsaderesinin başka bir surette
imkansız kılınması halinde; bu eşyanın değeri kadar para
tutarının müsaderesine karar verilir.
(3) Suçta
kullanılan eşyanın müsadere edilmesinin işlenen suça nazaran
daha ağır sonuçlar doğuracağı ve bu nedenle hakkaniyete aykırı
olacağı anlaşıldığında, müsaderesine hükmedilmeyebilir.
(4) Üretimi,
bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı suç
oluşturan eşya, müsadere edilir.
(5) Bir şeyin
sadece bazı kısımlarının müsaderesi gerektiğinde, tümüne zarar
verilmeksizin bu kısmı ayırmak olanaklı ise, sadece bu kısmın
müsaderesine karar verilir.
(6) Birden fazla
kişinin paydaş olduğu eşya ile ilgili olarak, sadece suça
iştirak eden kişinin payının müsaderesine hükmolunur.
Kazanç
müsaderesi
MADDE 55. -
(1) Suçun işlenmesi ile elde edilen veya suçun konusunu
oluşturan ya da suçun işlenmesi için sağlanan maddi menfaatler
ile bunların değerlendirilmesi veya dönüştürülmesi sonucu
ortaya çıkan ekonomik kazançların müsaderesine karar verilir.
Bu fıkra hükmüne göre müsadere kararı verilebilmesi için maddi
menfaatin suçun mağduruna iade edilememesi gerekir.
(2) Müsadere
konusu eşya veya maddi menfaatlere elkonulamadığı veya
bunların merciine teslim edilmediği hallerde, bunların
karşılığını oluşturan değerlerin müsaderesine hükmedilir.
Çocuklara
özgü güvenlik tedbirleri
MADDE 56. -
(1) Çocuklara özgü güvenlik tedbirlerinin neler olduğu ve ne
suretle uygulanacakları ilgili kanunda gösterilir.
Akıl
hastalarına özgü güvenlik tedbirleri
MADDE 57. -
(1) Fiili işlediği sırada akıl hastası olan kişi hakkında,
koruma ve tedavi amaçlı olarak güvenlik tedbirine hükmedilir.
Hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen akıl hastaları, yüksek
güvenlikli sağlık kurumlarında koruma ve tedavi altına
alınırlar.
(2) Hakkında
güvenlik tedbirine hükmedilmiş olan akıl hastası,
yerleştirildiği kurumun sağlık kurulunca düzenlenen raporda
toplum açısından tehlikeliliğinin ortadan kalktığının veya
önemli ölçüde azaldığının belirtilmesi üzerine mahkeme veya
hakim kararıyla serbest bırakılabilir.
(3) Sağlık
kurulu raporunda, akıl hastalığının ve işlenen fiilin
niteliğine göre, güvenlik bakımından kişinin tıbbi kontrol ve
takibinin gerekip gerekmediği, gerekiyor ise, bunun süre ve
aralıkları belirtilir.
(4) Tıbbi
kontrol ve takip, raporda gösterilen süre ve aralıklarla,
Cumhuriyet savcılığınca bu kişilerin teknik donanımı ve
yetkili uzmanı olan sağlık kuruluşuna gönderilmeleri ile
sağlanır.
(5) Tıbbi
kontrol ve takipte, kişinin akıl hastalığı itibarıyla toplum
açısından tehlikeliliğinin arttığı anlaşıldığında, hazırlanan
rapora dayanılarak, yeniden koruma ve tedavi amaçlı olarak
güvenlik tedbirine hükmedilir. Bu durumda, bir ve devamı
fıkralarda belirlenen işlemler tekrarlanır.
(6) İşlediği
fiille ilgili olarak hastalığı yüzünden davranışlarını
yönlendirme yeteneği azalmış olan kişi hakkında birinci ve
ikinci fıkra hükümlerine göre yerleştirildiği yüksek
güvenlikli sağlık kuruluşunda düzenlenen kurul raporu üzerine,
mahkûm olduğu hapis cezası, süresi aynı kalmak koşuluyla,
kısmen veya tamamen, mahkeme kararıyla akıl hastalarına özgü
güvenlik tedbiri olarak da uygulanabilir.
(7) Suç işleyen
alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlısı kişilerin,
güvenlik tedbiri olarak, alkol ya da uyuşturucu veya uyarıcı
madde bağımlılarına özgü sağlık kuruluşunda tedavi altına
alınmasına karar verilir. Bu kişilerin tedavisi, alkol ya da
uyuşturucu veya uyarıcı madde bağımlılığından kurtulmalarına
kadar devam eder. Bu kişiler, yerleştirildiği kurumun sağlık
kurulunca bu yönde düzenlenecek rapor üzerine mahkeme veya
hakim kararıyla serbest bırakılabilir.
Suçta
tekerrür ve özel tehlikeli suçlular
MADDE 58. -
(1) Önceden işlenen suçtan dolayı verilen hüküm
kesinleştikten sonra yeni bir suçun işlenmesi halinde,
tekerrür hükümleri uygulanır. Bunun için cezanın infaz edilmiş
olması gerekmez.
(2) Tekerrür
hükümleri, önceden işlenen suçtan dolayı;
a) Beş yıldan
fazla süreyle hapis cezasına mahkûmiyet halinde, bu cezanın
infaz edildiği tarihten itibaren beş yıl,
b) Beş yıl veya
daha az süreli hapis ya da adlî para cezasına mahkûmiyet
halinde, bu cezanın infaz edildiği tarihten itibaren üç yıl,
Geçtikten sonra
işlenen suçlar dolayısıyla uygulanmaz.
(3) Tekerrür
halinde, sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak
hapis cezası ile adlî para cezası öngörülmüşse, hapis cezasına
hükmolunur.
(4) Kasıtlı
suçlarla taksirli suçlar ve sırf askerî suçlarla diğer suçlar
arasında tekerrür hükümleri uygulanmaz. Kasten öldürme, kasten
yaralama, yağma, dolandırıcılık, uyuşturucu veya uyarıcı madde
imal ve ticareti ile parada veya kıymetli damgada sahtecilik
suçları hariç olmak üzere; yabancı ülke mahkemelerinden
verilen hükümler tekerrüre esas olmaz.
(5) Fiili
işlediği sırada onsekiz yaşını doldurmamış olan kişilerin
işlediği suçlar dolayısıyla tekerrür hükümleri uygulanmaz.
(6) Tekerrür
halinde hükmolunan ceza, mükerrirlere özgü infaz rejimine göre
çektirilir. Ayrıca, mükerrir hakkında cezanın infazından sonra
denetimli serbestlik tedbiri uygulanır.
(7) Mahkûmiyet
kararında, hükümlü hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin
ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin
uygulanacağı belirtilir.
(8)
Mükerrirlerin mahkûm olduğu cezanın infazı ile denetimli
serbestlik tedbirinin uygulanması, kanunda gösterilen şekilde
yapılır.
(9) Mükerrirlere
özgü infaz rejiminin ve cezanın infazından sonra denetimli
serbestlik tedbirinin, itiyadi suçlu, suçu meslek edinen kişi
veya örgüt mensubu suçlu hakkında da uygulanmasına hükmedilir.
Sınır dışı
edilme
MADDE 59. -
(1) İşlediği suç nedeniyle iki yıl veya daha fazla süreyle
hapis cezasına mahkûm edilen yabancının, cezasının infazından
sonra derhal sınır dışı edilmesine de hükmolunur.
Tüzel kişiler
hakkında güvenlik tedbirleri
MADDE 60. -
(1) Bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak
faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya
temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin
kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen
kasıtlı suçlardan mahkûmiyet halinde, iznin iptaline karar
verilir.
(2) Müsadere
hükümleri, yararına işlenen suçlarda özel hukuk tüzel kişileri
hakkında da uygulanır.
(3) Yukarıdaki
fıkralar hükümlerinin uygulanmasının işlenen fiile nazaran
daha ağır sonuçlar ortaya çıkarabileceği durumlarda, hakim bu
tedbirlere hükmetmeyebilir.
(4) Bu madde
hükümleri kanunun ayrıca belirttiği hallerde uygulanır.
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Cezanın
Belirlenmesi ve Bireyselleştirilmesi
Cezanın
belirlenmesi
MADDE 61. -
(1) Hakim, somut olayda;
a) Suçun işleniş
biçimini,
b) Suçun
işlenmesinde kullanılan araçları,
c) Suçun
işlendiği zaman ve yeri,
d) Suçun
konusunun önem ve değerini,
e) Meydana gelen
zarar veya tehlikenin ağırlığını,
f) Failin kast
veya taksire dayalı kusurunun ağırlığını,
g) Failin
güttüğü amaç ve saiki,
Göz önünde
bulundurarak, işlenen suçun kanuni tanımında öngörülen cezanın
alt ve üst sınırı arasında temel cezayı belirler.
(2) Suçun olası
kastla ya da bilinçli taksirle işlenmesi nedeniyle indirim
veya artırım, birinci fıkra hükmüne göre belirlenen ceza
üzerinden yapılır.
(3) Birinci
fıkrada belirtilen hususların suçun unsurunu oluştu |