Halen faal olan KHGB’lerinin ağırlıklı kısmı İçişleri
Bakanlığınca 1990 yılında yayınlanan tip tüzüğe göre
oluşturulmuştur.
Anılan tip tüzük ve tetkik edilen çok sayıda KHGB tüzüğünde
benzer olan ve bu kurumların genel durumlarını analizde
yardımcı olabilecek genel hükümler arasından vergi
uygulamalarına yön verecek olanları şöyle özetlenebilir.
KHGB
tüzüklerinde: genelde bir ilçenin sınırları çalışma alanı
olarak belirlenmiştir; mülki idare amiri başkanlığında ilçe
idare amirleri ve köy muhtarlarından oluşan bir birlik
meclisi karar organı olarak, bunların içerisinden 3-5
kişilik bir encümen yada yönetim kurulu ve birlik başkanı da
yürütme organı olarak belirlenmiştir.
Birlik
gelirleri genellikle aşağıdaki şekilde tadat edilmektedir:
1-Köylerden
alınacak katılma payları,
3-Üye köyler
tarafından özel olarak talep edilen hizmetlerin
karşılıkları,
4-Her türlü
ayni ve nakdi bağışlar,
5- Birliğin
amacı çerçevesinde gerçekleştirdiği ticari, zirai,turistik,
sosyal,kültürel vs. gibi faaliyetlerden elde edilecek
gelirler,
5-İmece ve
imece karşılıkları,
6-Genel, katma
ve özel bütçeli idareler ile diğer kuruluşlar tarafından
yapılacak yardımlar.
7- Diğer
Birlikler tarafından yapılacak yardımlar.
Birliğin
tutacağı defterler genellikle : Karar Defteri, Gelir Gider
Defteri, Demirbaş Defteri, Gelen Giden Evrak Defteri olarak
sayılmıştır.
III-
KHGB’LERİN VERGİ KANUNLARI KARŞISINDAKİ DURUMLARI
1.KHGB’lerin
Kurumlar Vergisi Mükellefiyeti
a-KHGB
Tüzel Kişiliğinin Mükellefiyeti:
Kamu kurum ve kuruluşlarının kural olarak vergi mükellefi
olmaları düşünülemez. Çünkü kamu kurum ve kuruluşları
devleti oluşturur ki, devlet vergi ödeyen değil toplanan
vergileri harcayan örgüt/güçtür.
Kural bu olmakla birlikte devlet, bazı alanlarda hakim
konumundan vazgeçerek, vatandaşın karşısına “sözleşme”
hükümlerine göre, “tacir” sıfatıyla çıkabilmektedir. Bu
noktada devletin “iktisadi teşekkülleri” karşımıza
çıkmaktadır. Serbest ekonomide rekabetin korunması ve vergi
sisteminin birbirine bağlı süreçlerinin kopmaması için bu
teşekküllerin vergilendirilmesi gerekmektedir.
5422 sayılı
Kurumlar Vergisi Kanununun ; “mevzuu”
başlıklı 1. maddesinde “sermaye
şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu müesseseleri,
dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ve iş
ortaklıkları. yanında
iktisadi kamu
müesseselerinin
kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu; kurum
kazancının, gelir vergisi mevzuuna giren gelir unsurlarından
terekküp ettiği belirlenmiştir.
İktisadi kamu
müesseseleri ise aynı kanunun 4. maddesinde
tanımlanmıştır:“Devlete,
il özel idarelere, belediyelere ve diğer kamu idarelerine ve
müesseselerine ait ve tabi olup faaliyetleri devamlı bulunan
ve sermaye şirketi yada kooperatif olmayan ticari ve zirai
işletmelerdir; bu müesseselerin kazanç gayesi gütmemeleri,
faaliyetin kanunla tevdi edilmiş görevler arasında
bulunması, tüzel kişiliklerinin olmaması, müstakil
muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin ve
işyerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerine tesir etmez”.
KVK / 4. maddenin bu “efradını câmi ağyarını mâni”
tanımından anlaşılacağı üzere iktisadi devlet teşekkülü “bir
kısım etkinliğin” sonucudur. Bu etkinliğin şeklî olarak:
“işletme , müessese, kurum vb. adlandırılmış olması,
örgütlenmesi, işyeri varlığı vs. hatta kâr amacı
gerek-şart değildir. Sürekli yapılan ticari ve zirai
işlemler dizgesi İDT oluşum sürecini tamamlar. Bu İDT’ye ad
koymak yöneticilerinin yaratıcılığına kalmıştır.
Yukarıdaki açıklamalar karşısında KHGB’nin, kurumlar vergisi
mükellefiyetinin her bir KHGB’nin tüzüğü esas alınarak
değerlendirilmesi gerekmektedir. Şöyleki KHGB’de kural
olarak vergi mükellefi olması beklenmeyecek bir kamu
kurumudur.
Yani kurum itibariyle bir İDT değildir. Ancak tüzüklerinde
yer alan ortak hükümlerde gelir kaynakları tadat edilirken
belirtildiği üzere ve uygulamada yaygın bir şekilde
görüldüğü üzere bu kurumlar süreklilik arzeden bir çok
ticari ve zirai faaliyet yürütmektedirler. Dolayısıyla
durum, “her KHGB’nin bir iktisadi işletmesi vardır” şeklinde
özetlenebilir.
Burada uygulamada sıkça rastlanan ve sorun yumağının
merkezini teşkil eden boyut karşımıza çıkmaktadır: çoğu kamu
kurum ve kuruluşunda olduğu gibi, KHGB’lerin de - yetersiz
bilgi ve personel altyapısı gerçeğiyle birleşen - “kurum
ile ona bağlı iktisadi işletme”yi biribirinden ayırt
etmemizi imkansızlaştıran iç içelik sorunu.
Kurumlar vergisinin amacı, bir sermaye topluluğunun belirli
bir dönemde ekonomiye kattıkları karşısında elde ettiği net
değerlerin içerisinden kamu için pay almaktır. Elde edilen
net değer burada kurumlar vergisi matrahı olarak ifadesini
bulmaktadır. Matrah ise kabaca işletme hasılatı - ‘maliyet +
gider’ farkıdır. İktisadi işletme ile bağlı olduğu kurumun
ayrımı yapılamadığında hasılat kavramı ile kurum geliri
kavramları karışmakta sonuçta matrah oluşturulamamaktadır.
KHGB’lerin
kurumlar
vergisi mükellefiyetinde
ilk ve en
önemli aşama açıklanan şekilde bu kurumlara bağlı İDT’nin
tanımlanması, gelir ve giderlerinin ayrıştırılması
aşamasıdır. Bu noktada ortaya çıkan soru şudur: hangi
etkinlikler ticari yada ziraidir? ya da hangi etkinlik
dizgesi ticari yada zirai işletme oluşturur?
Vergi hukukunda “ticari ve zirai işletme” kavramlarının
tanımı Gelir Vergisi Kanununun 37. (ticari kazanç) ve 52.
maddesinde (zirai kazanç, zirai işletme) yapılmış olmakla
birlikte, sonuçta “ticari ve zirai işletme” kavramlarının
kapsayıcı tanımını asıl olarak, Türk Ticaret Kanununda
aramak gerekmektedir.. TTK’da ise: 11. maddesinde
“Ticarethane veya fabrika yahut ticari şekilde işletilen
diğer müesseselerin ticari işletme sayılacağı”,
belirtildikten sonra 12. maddesinde “aşağıda sayılan işler
veya mahiyetçe bunlara benzeyen işlerle uğraşmak üzere
kurulan müesseselerin ticarethane sayılacağı:
(1) Menkul malların satılmak veya kiraya
verilmek üzere tedariki ve bunların aynen veya başka bir
şekle sokularak satılması yahut kiraya verilmesi; (2)
Kıymetli evrakın satılmak üzere tedariki ve bunların
satılması; (3) Her çeşit imal ve inşa; (4) Madencilik; (5)
Matbaacılık, gazetecilik ve kitapçılık, yayın, ilân ve
istihbarat; (6) Tiyatro, sinema, otel, han ve lokanta gibi
umumi mahaller, hususi mektep ve hastane ve açık satış
yerlerinin işletilmesi; (7) Umumi mağazalar ve sair depo ve
ambarlarının işletilmesi; (8) Borsa ve kambiyo işleri,
sarraflık, bankacılık; (9) İçtimai sigortalar hariç olmak
üzere sigortacılık; (10) Kara, deniz ve havada, nehir ve
göllerde yolcu ve eşya taşımak; (11) Su, gaz ve elektrik
dağıtma, telefon ve radyo ile haberleşme ve yayın; (12)
Acentelik, tellâllık, komisyonculuk ve sair bütün tavassut
işleri olduğu; fabrikacılığın ise ham madde veya diğer
malların makine yahut sair teknik vasıtalarla işlenerek yeni
veya değerli mahsuller vücuda getirilmesi olduğu;
belirlenmiştir.
b- KHGB’nin
Kurumlar Vergisinden Muaf İşletmeleri:
Vergi hukukunda “muafiyet” mükellefin kişiliği yönünden
vergi dışı bırakılmasıdır. Yasa koyucu, maliye politikaları
gereğince vergiyi doğuran olay şahsında gerçekleşen bazı
gerçek yada tüzel kişileri, vergi yükünden kurtarmak için
bazı vergilerden muaf tutmaktadır.
Kurumlar Vergisi Kanunun 7. maddesinde sayılan kurumlar bu
vergiden muaf tutulmuştur. KHGB’lerin kuracağı işletmeler
yönünden muafiyete konu olabileceklere ilişkin anılan
kanun maddesinin ilgili bentleri aşağıda sıralanmıştır:
.......
3.
Kamu idare ve müesseseleri tarafından ilim, fen ve güzel
sanatlar ile tarım ve hayvancılığı öğretmek, yaymak, ıslah
ve teşvik etmek amacıyla işletilen müesseseler (okullar,
okul atölyeleri, konservatuarlar, genel kütüphaneler,
tiyatrolar, müzeler, sergiler, numune fidanlıkları, tohum ve
hayvan ıslah ve üreme istasyonları, yarış yerleri, kitap,
gazete ve mecmua yayınevleri emsali müesseseleri),
4. Kamu idare ve müesseseler tarafından genel
insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi maksadıyla
işletilen müesseseler, (hastane, nekahathane, klinik,
dispanser,
prevantoryum,
sanatoryum,
çocuk bakımevleri, hayvan hastaneleri ve dispanserleri,
hayvan bakımevleri, veteriner, bakteriyoloji,
seroloji
ve
distofajin
gibi
müesseseler),
5. Kamu idare
ve müesseseleri tarafından içtimai maksatlarla işletilen
müesseseler.(şefkat, rehin ve yardım sandıkları, fukara
aşhaneleri, ceza ve ıslah evleri, atölyeleri, darülaceze
atölyeleri, içtimai sigorta kurumları, öğrenci yurtları ve
pansiyonları gibi müesseseler).
6. Kamu idare ve müesseseleri tarafından
Hükümetin veya yetkili idare merciilerinin müsaadesi ile
açılan
mahalli, milli
veya milletlerarası mahiyetteki sergiler,
fuarlar,
panayırlar,
8. Beden terbiyesi teşkilatına dahil derneklere
veya kamu idare ve müesseselerine ait idman ve spor
müesseseleri ile sadece idman ve spor faaliyetlerinde
bulunan anonim şirketler,
....
11. İl özel idareleri, belediyeler ve köyler ile
bunların teşkil ettikleri birlikler veya bunlara bağlı
müesseseler tarafından işletilen
a)Su, elektrik, havagazı ve soğuk hava deposu
işletmeleri.
b)Belediye sınırları içindeki yolcu taşıma
işleri,
c)Mezbahalar, (kesim, kaşıma ve muhafaza
işlerine münhasır olmak şartıyla),
12. Köylere, köy birliklerine ve köy
belediyelerine ait tarım işletmeleri ile bunlar tarafından
köylünün umumi ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamak
maksadıyla işletilen hamam, çamaşırhane ve değirmenler ile
bunların bağlı oldukları il sınırları içindeki yolcu taşıma
işletmeleri,
............
Muafiyete ilişkin yukarıdaki tanımda da vurgulandığı üzere
KVK’nun 7. maddesinde sayılan kurum yada işletmeler kuruluş
sebepleri yada faaliyetleri itibariyle kurumlar vergisi
mükellefi olmaları gerekirken “özel hüküm-muafiyet” gereği
vergi dışı bırakılmıştır.
2.
KHGB’lerin KDV Mükellefiyeti
a- KDV
Mükellefiyeti Gerektiren Durumlar:
KDVK’nun
1.maddesinin
3. fıkrasının
g bendinde “Verginin konusunu teşkil eden işlemler” arasında
KHGB faaliyetlerini de kapsayan şu ifade yer almaktadır: g)
Genel ve katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine,
belediyeler, köyler ile bunların teşkil ettikleri
birliklere, üniversitelere, dernek ve vakıflara, her türlü
mesleki kuruluşlara ait ve vakıflara ve her türlü mesleki
kuruluşlara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından
işletilen müesseseler ile döner sermayeli kuruluşların veya
bunlara ait veya tabi diğer müesseselerin ticari, zirai ve
mesleki nitelikteki teslim ve hizmetleri.
Aynı yasa
maddesinde “ticari, sınai, zirai faaliyet ile serbest meslek
faaliyetinin devamlılığı, kapsamı ve niteliği Gelir Vergisi
Kanunu hükümlerine göre; Gelir Vergisi Kanununda açıklık
bulunmadığı hallerde, Türk Ticaret Kanunu ve diğer ilgili
mevzuat hükümlerine göre tayin ve tespit edilir” hükmü yer
almaktadır.
Bu maddenin
Maliye Bakanlığınca yorumu şöyle yapılmıştır:
KDVK’nun
1. maddesinin 3. fıkrasının (g) bendinde sayılan; genel
bütçeye dahil idareler, katma bütçeye dahil idareler,
belediyeler ve köyler ile bunların teşkil ettikleri
birlikler, üniversiteler, dernek ve vakıflar ile her türlü
mesleki kuruluşların kuruluş amaçlarına uygun teslim ve
hizmetleri Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamına
girmediğinden vergiye tabi olmayacaktır. .....
Öte yandan yukarıda sayılan kuruluşlara ait veya tabi olan
veya bunlar tarafından kurulan ve işletilen müesseseler ile
döner sermayeli kuruluşlar iktisadi işletme olarak mütalaa
edilecek, bunların ticari, sınai, zirai ve mesleki
faaliyetleri vergiye tabi olacaktır. Bu çerçevede
belediyelere bağlı otobüs, havagazı, su, elektrik, mezbaha,
soğuk hava deposu vb. işletmeler ile döner sermayeli
kuruluşlar istisnalar kapsamına girmeyen faaliyetleri
dolayısıyla vergiye tabi olacaktır.
KHGB’nin KDV mükellefiyeti kurumlar vergisi
mükellefiyetinde olduğu gibi ticari ve zirai faaliyetlerinin
varlığına bağlıdır ancak önemle vurgulanmalıdırki: kurumlar
vergisi mükellefiyetine bağlı değildir. Kurumlar vergisi
mükellefiyeti olmasa da KDV mükellefiyeti olması mümkündür.
KDVK’nun “istisnanın
sınırı”
başlıklı 19. maddesinde “Uluslararası anlaşma hükümleri
saklı kalmak şartıyla diğer kanunlardaki vergi muaflık ve
istisna hükümlerinin bu vergi bakımından geçersiz olduğu,
Katma Değer Vergisine ilişkin istisna ve muafiyetlerin
ancak bu Kanuna hüküm eklenmek veya bu Kanunda değişiklik
yapılmak suretiyle düzenleneceği” hükmü yer almaktadır.
KHGB’nin ticari yada zirai nitelik taşıyan her bir teslim ve
hizmetinin KDV’ne tâbi olup olmadığı irdelenmelidir.
b-KDV’den İstisna Edilen Teslim ve Hizmetler:
KDVK’nun Sosyal ve askeri amaçlı istisnaları düzenleyen 17.
maddesinin KHGB’ni ilgilendiren bentleri aşağıda
sıralanmıştır.
1. Kültür
ve eğitim amacı taşıyan istisnalar:
Genel ve katma
bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyeler, köyler,
bunların teşkil ettikleri birlikler, üniversiteler, döner
sermayeli kuruluşlar, kanunla kurulan kamu kurum ve
kuruluşları, kamu kurumu niteliğindeki mesleki kuruluşları,
siyasi partiler ve sendikalar, kanunla kurulan ve tüzel
kişiliği haiz emekli ve yardım sandıkları, kamu menfaatine
yararlı dernekler, tarımsal amaçlı kooperatifler ve Bakanlar
Kurulunca vergi muafiyeti tanınan vakıfların:
a) İlim, fen
ve güzel sanatların, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek
amacıyla yaptıkları teslim ve hizmetleri,
b) Tiyatro,
konser salonu, kütüphane sergi, okuma ve konferans salonları
ile spor tesisleri işletmek veya yönetmek suretiyle ifa
ettikleri
kültür ve
eğitim faaliyetlerine
ilişkin teslim ve hizmetleri,
2. Sosyal
amaç taşıyan istisnalar
a) Yukarıda
sayılan kurum ve kuruluşların hastane, nekahathane, klinik,
dispanser, prevantoryum, sanatoryum, kan bankası ve organ
nakline mahsus bankalar, anıtlar, botanik ve zooloji
bahçeleri, parklar ile veteriner, bakteriyoloji, seroloji ve
distofajin laboratuarları gibi kuruluşlar, öğrenci aş
evleri, düşkünevleri ve yetimhaneleri işletmek veya yönetmek
suretiyle ifa ettikleri kuruluş amaçlarına uygun teslim ve
hizmetleri, .....
h) Zirai
amaçlı su teslimleri ile köy tüzel kişiliklerince köyde
ikamet edenlere yapılan ticari amaçlı olmayan perakende içme
suyu teslimleri, kamu kuruluşları, tarımsal kooperatifler ve
çiftçi birliklerince yapılan arazi ıslahına ait hizmetler,
.....
3.
KHGB’lerin Vergi Sorumluluğu
a. KDV Tevkifatı Sorumluluğu
KDVK’nun 9.
maddesi uyarınca yayınlanan 91 seri numaralı KDV Genel
Tebliği
ile Maliye Bakanlığı,
vergi alacağının emniyet altına alınması amacıyla, bazı
kurum ve kuruluşları belirlenen işlemlere ait katma değer
vergisini tevkifata tabi tutmalarını uygun görmüştür.
Tevkifat
yapacaklar arasında “Genel bütçeye dahil daireler, katma
bütçeli idareler, il özel idareleri, belediyeler ve bunların
teşkil ettikleri birlikler” sayıldığından KHGB de tevkifat
sorumlusu olduğu açıktır. Bu sorumluluğun KDV mükellefiyeti
ile ilgisi olmayıp, belirlenen hizmetlerin satın alınması
aşamasında ortaya çıkan bir yükümlülüktür.